Enver AYSEVER : Madımak müze olsun
Karabük belediye başkanıyla, Salman Rüşdi’ye ölüm fermanı çıkaranlar arasında bir anlayış farkı yoktur. Sivas’ta güzel insanları yakan ve şimdi Madımak Oteli’nde kebap yiyenler arasında da bir fark yoktur.Bu vahşetin belgesi olarak, bu anlayışa karşı; aydınlar, yazarlar, düşünenler ve özgür gelecek isteyenler için Madımak müze olmalıdır.
Nesimi amca ile son buluşmamız Karacaahmet’teki mezarının başında oldu. Yangın ateşlerini dindiren soğuk mermerlerin altında boylu boyunca yatıyordu... Nesimi babadan sonra teyzem de fazla yaşamadı, geçirdiği kalp krizinden sonra öldü. Şimdi Çengelköy sırtlarındaki yüksek sedir ağaçlarının altında yatıyor. Ondan da geriye Mazlum’un çalıp söylediği, Avşınlı ozan Meluli’nin ezgisi kaldı:
2 Temmuz 1993’ün üzerinden on beş yıl geçti. Bu on beş yılda Sivas’a özgülediğim yazılar yirmiye varmıştır herhalde. Sivas’ta yakılan yazarlarımıza, şairlerimize, onların ürünlerine, kıyımdan kıl payı kurtulanlara bu konuda verimlenmiş yapıtlara ayırdım söz konusu yazıları. Bir kitaplık yazı kısaca… “Sıvas acıları” üzerine yazmayı sürdürüyorum o gün bugündür. Kıyımın hemen ardından bir de öneri getirmiştim; 2 Temmuz’un “Dünya Aydınlanma Günü” olarak kutlanmasını dileyen, yitirdiğimiz değerlerin bu anlamlı gün nedeniyle sonsuzca bizimle yaşaması olasılığını güçlendiren…
Yeni Sivas’lar yaşamamak; kana, gözyaşına batmamak için sürekli uğraş verelim derim... Elime, Kemal Özer’in Yordam’dan çıkan şiir betiğini aldığımda, o ana dek uzaktan duyumsadığım yanık kokularını daha bir algılamaya başladımdı.
Geçen yılın son değinmesi, Salih Bolat’ın Behçet Aysan şiir ödülünü kazanması üzerine, “Madımak Yangını”nın acısını şiirle sarmak üzerineydi (Cumhuriyet Kitap, “Acının Sınır Boylarında” Aralık 2007). Dün, 2 Temmuz 2007, “Madımak Yangını” üzerinden 15 yıl geçtiğini unutmamamız gereken tarih. Yurt edindiğimiz bu çokkültürlü Anadolu toprağında barış içinde yaşamak umudunu yitirmemişsek, o acıyı sarmasını bilmek için, neden yakıldığımızı da unutmayacağız.
Sivas katliamı her sene yıldönümünde anılıyor, unutulmuyor ama bunlar yeterli mi? 6-7 Eylül olayları unutulmayıp, nasıl tertiplendiği iyice bilinip bunlara karşı halkın duyarlılığı sağlanabilseydi, benzerleri olan katliamlar da yaşanmazdı. Egemenlerle ezilenler arasında süren mücadelenin değişik biçimlerinin anlatımı olan tarih, egemenlerin saltanatlarını sürdürmeleri için ezilenleri birbirlerine düşürüp kırdırdığının da tanıklığıyla doludur.
83 yıllık tarihinde hiçbir zaman laik olmayan rejimi, sanki şimdiye kadar laikmiş gibi sloganlarla yaklaşan kitleler de, ne yazık ki bazı grupların yeni senaryolarına kurban olmuşlardır. Bu katliamla, ülkenin geçmişine birçok şey katan ve geleceğini de zenginleştirecek onlarca aydın, şair, yazar, müzisyen, karikatürcüyü öldürerek zaten bakir olan bu toprakları daha da çoraklaştırıp, çölleştirdiler.